Translate

18 Ocak 2016 Pazartesi

EVİMİZDE KULLANDIĞIMIZ AMPULLERİ GÖZDEN GEÇİRMENİN ZAMANI

Evimizin aydınlatmasında kullanılan ampuller büyük gelişime tabi oldu. Eskiden akkor telli ampuller kullanıyorduk, sonra tasarruflu ampuller çıktı, şimdi LED ampuller. 





Günümüz tasarruf devri artık. Bu işin zenginlik veya fakirlikle ilgisi yok, elindeki kıt kaynakları etkin kullanmak zorundasın. Bunun adı kesinlikle cimrilik değil. Elindeki imkânı en iyi şekilde değerlendirmek, boşa giden enerjiyi verimli hale getirmek, hepimizin hem insanlık hem de vicdani görevi diye düşünüyorum. Bunu yaparken de hem aile bütçesine hem de ülkemiz bütçesine katkı sağlıyoruz.
Ülkemizde çoğu evde hala bilinçsizlikten mi, yeterli bilgilendirilmediklerinden mi, eski akkor telli ampul kullananlar var. Ancak evlerin bazı bölümünde tasarruflu ampullerde kullanılıyor. LED ampul kullananlar ise azınlıkta. Çoğu ülkede hem de zengin ülkelerde 60 Watt ve üstü ampullerin kullanımı yasaklandı. LED ampul kullanımı teşvik ediliyor. Bilinçli insanlar ise kendiliğinden değişime gidiyor. LED ampul fiyatları biraz pahalı, ancak gün geçtikçe ucuzluyor. 10-15 TL arasında kaliteli LED ampul alınabiliyor artık. Ortalama bir meskende 20 ila 30 adet arasında ampul kullanılıyor. Evinizdeki ampullerin tamamını LED ampul ile değiştirseniz 200 TL ile en fazla 450 TL arasında bir masrafınız oluyor. Bunu bir defa ödüyorsunuz. Ancak aylık aydınlatma için ödediğiniz miktar düşüyor. Şunu da unutmayalım, LED ampul alırken kaliteli bilinen markayı tercih etmeniz üzerinde yazan değerlerde uzun müddet sağlıklı kullanmanızı sağlar.
Akkor telli lambaların elektriği ışıkla beraber ısıya dönüştürmesi ve böylece elektriği boşa harcaması nedeniyle dünyada kullanımından hızla vazgeçilmektedir. Akkor telli lambaların yerini floresan lambalar ve sonrasında ise tasarruflu ampuller diye bilinen kompakt floresan lambalar aldı. Fakat yarı iletken teknolojisinin hızla gelişmesi enerji tüketimi çok düşük olan LED’leri ev aydınlatmalarında kullanılabilir duruma getirdi ve LED ampullerin elektrik tasarrufu kompakt floresan ampulleri geride bıraktı.

Gelin Akkor telli, tasarruflu ve LED ampullerin teknik değerlerine şöyle bir bakalım.










Ülkemizde evlerde kullanılan elektriğin ortalaması 1 Mesken=185,3 kWh/ay, bu tüketiminin yaklaşık % 13,74’ü, yani 25,4 kWh/ay aydınlatmada tüketiliyor. 300 kWh/ ay tüketimi olan 41,2 kWh’ini, 450 kWh/ay tüketimi olan ise 61,8 kWh’ini aydınlatmada tüketiliyor. Her tüketici evinde kullandığı ampulleri değiştirerek her ampul için aşağıdaki tasarrufu sağlayabilir.
Aynı ışık şiddetini (lumen) sağlayan ampuller için;
Akkor telli yerine tasarruflu ampul kullandığımızda 4 kat (1 Akkor Telli ampul = 4 Tasarruflu ampul) %75,
Akkor telli yerine LED ampul kullandığımızda 8 kat (1 Akkor ampul = 8 LED ampul) % 87,5,
Tasarruflu yerine LED ampul kullandığımızda 2 kat (1 Tasarruflu ampul = 2 LED ampul) %50,                          
tasarruf sağlıyoruz.
Aylık 300 kWh elektrik tüketimi olan bir meskende tasarruflu ampuller kullanılıyorsa bunları LED ampulle değiştirirse 41,2x 0,50= 20,6 kWh (yıllık 247,2 kWh) tasarruf eder, akkor telli ampuller kullanıyorsa bunları LED ampulle değiştirirse 41,2x 0,875= 36,05 kWh (yıllık 432,6 kWh) tasarruf eder.  
Bu yazı habergzt.com.da yayımlanmış olup 7396 defa okunmuştur .


11 Ocak 2016 Pazartesi

KREDİ KULLANIRKEN DİKKAT!

En uygun kredinin bulunabilmesi için birçok kriterin beraber değerlendirilmesi gerekiyor…


Her şeyden önce krediye niçin ihtiyaç duyduğunuz size getirisi ve miktarın tespiti önemli.
İmkânınız ve şartlarınızı sonuna kadar zorlayıp kredi alacağınız miktarın az olmasını sağlayın. Yatırımınız için ayırdığınız peşinatı mümkün olduğunca yüksek tutmaya çalışın. Ne kadar peşinatı yüksek tutarsanız alacağınız kredi miktarı düşer. Mümkünse geliriniz döviz cinsinden değilse döviz cinsinden kredi almamaya özen gösterin. Kredi almadan önce aile bütçenizi değerlendirmeniz, aylık ödenebilecek taksitlerin dikkatlice belirlemeniz ve kredi vadesini buna göre ayarlamanız gerekir. 
Unutmayalım, kredi geri ödemesinde sıkıntı yaşamanız ve taksitleri aksatmanız, kredi notunu da etkileyeceğinden daha sonra kredi alınmanızı zorlaştıracaktır.
Kredi başvurusu yapmadan önce tüm bankaların kredi şartlarını araştırmak ve en uygun bankadan kredi almak menfaatinize olacaktır. En uygun kredinin bulunabilmesi için birçok kriterin beraber değerlendirilmesi gerekiyor. Bunlar;
1-Faiz Oranı,
2-Zorunlu sigorta dışında İstenilen sigortalar ve maliyeti,
3-Dosya masrafı, komisyon, istihbarat, ekspertiz ücreti, İpotek tahsis ve fekki ücreti ve diğer masraf miktarları,
4- Kefil istenip istenmediği,
5-Taksit sayısı ve vade sonundaki ödeyeceğiniz miktar ve faiz toplamı,
6-Geri ödeme aylık tutarının, aylık gelirinizin 1/3’den fazla olmaması (Bankalar % 50 sine kadar verebiliyor),
7-Kredi sözleşme şartları,
8- Geri ödemenin (taksitlerin) kredi kartına bağlanıp, bağlanmadığı, hesap işletim ücreti olup olmadığı, geri ödemenin nasıl hangi hesaptan yapılacağı,
9- Kredinin erken ödenmesinde ki ceza, faiz ve anapara durumu,
10- Ülke kredi faizlerindeki düşme sebebiyle yeniden yapılandırma imkânı olup olmadığı,
11-Konut veya taşıt kredisinde istenilen peşinat miktarı,
12-Bulunduğunuz meslek grubuna indirim olup olmadığı,
13- Geçici işsiz kalınması durumunda erteleme olup olmadığı,
Konularına dikkat edilmesi, bankaların şartlarını bu konuları göz önüne alarak teklifleri karşılaştırmak en uygununu seçip karar vermeniz şüphesiz menfaatinize olacaktır.
Bu yazı habergzt.com.'da yayaımlanmış olup 6569 defa okunmuştur .

4 Ocak 2016 Pazartesi

SİGARAYI ZAM GELMİŞKEN, BIRAKMANIN TAM ZAMANI

Sigarayı bırakmazsan riski çok…




Sigarayı yıllarca içen ve karar verip anında bırakan biri olarak sizler için konuya değinme gereğini hissettim. Hazır sigaraya zam gelmişken, bırakmanın tam zamanı diye düşünüyorum. İnsan iradesiyle her şeye hükmedebilmektedir. Yeter ki “ben sigarayı bırakacağım hem bütçeme hem sağlığıma zararlı” deyip karar verme iradesini gösterin. Daha da ötesi çocuklarınıza, yakınlarınıza ve çevrenize zarar verdiğinizi fark etmeniz sizi bu illetten kurtulmanıza yardımcı olacaktır. İlk adım kafada bitirmekte. Sonrası inanın ki geliyor. Belki başlangıçta birkaç hafta sıkıntı çekiyorsunuz. Sonra sağlığınıza, dahası yediğiniz şeylerin tadını almaya başlıyorsunuz.
Sigaranın etken maddesi nikotinin metabolizmayı hızlandırdığı ve harcanan kalori miktarını artırdığı, dolayısıyla sigarayı bırakanlarda alınan enerjiyi harcayan bir etkenin devreden çıkmasıyla ilk altı ayda kilo aldıkları görülmektedir. Ancak uzmanlar bu durumdan korkmamaları gerektiğini yerine girecek yöntemler ile enerji harcanacağı kilonun önüne geçilebileceğini vurguluyorlar. 
Temelde harcanan enerji alınan enerjiden fazla olduğu durumlarda kiloda artışlar meydana gelmektedir. Alışkanlık sonrası bir boşluğa düşülmekte, sigarayı bırakmanın ardından tat ve koku alma hislerinin normale dönmesi nedeniyle iştahta artışlar meydana gelmektedir. Sürekli yemek isteği ile insan bu açığı kapatmaya çalışmakta ve istem dışı fazla yemek zorunda kalmaktadır. Dolayısıyla alınan enerji harcanmamakta ve kilo alınmaktadır. Uzmanlar, içilen her sigaranın kalbin dakikada 10-20 kez daha fazla vuruş yapmasına neden olduğu, sigara içenlerde kalp hastalıklarının yüksek olmasının bir nedeni de aslında bu olduğu, sigara bırakıldığında metabolizmanın hızının azaldığı ve olması gereken sağlıklı seviyeye düştüğü ,  normal seviyeye düşüşün birkaç hafta veya birkaç ay sürdüğü ve bu esnada daha az kalori harcanması nedeniyle kilo alındığını açıklıyorlar.
Diğer taraftan sigarayı bırakanlarda diş etlerinde çekilme görülüyor, bu sebeple uzman doktora başvurduğunuz takdirde diş sağlığınıza zarar vermeden önlemini alabilirsiniz. Diyetisyenlerin önerilerine göre;  Kilo sorununun önüne geçmek için eğer imkânınız varsa bir diyetisyen eşliğinde beslenme ve egzersiz yapın. Yoksa besinlerin daha az yağlı olanlarını tam yağlı olanlara tercih edin, yemek aralarında atıştırmak için kalorisi düşük besinleri tercih edin, şeker ve şekerli besinlerden uzak durarak gereksiz kalori alımını azaltın, düzenli egzersiz yaparak kalori harcamanızı artırın.
Sigarayı bırakmazsan riski çok, bırakırsan kilonun önüne geçmenin sağlıklı olmanın çaresi var. Sigarayı bırakmanın kişinin akciğer kanseri ve diğer kanserlere yakalanma riskini, kalp krizine ve inme geçirme riskini azaltacağını göstermektedir.
Yine sigarayı bıraktıktan sonra alternatif tıp ya da geleneksel tıpla uğraşanların önerilerilerine gelince;
Sigara içip bırakanların akciğerleri nasıl temizlenir ;
Akciğerleri temizlemek, enfeksiyondan hayati organlara detoks ve kanser riskini azaltmak akciğer kapasitesini artırmak ve solunum yollarında sağlığını iyileştirmek için en iyi yoldur. Eğer sigara içen olarak akciğerinizde risk taşıyan yara yoksa kullanılan yöntemde sizin için bir şans vardır. Bu nedenle, aşağıda bazı doğal yollar izleyerek akciğerleri geri güçlendirmek gerekir.
Aşama 1; Karbon monoksite maruz bırakmamalı ve pasif sigara içicisi olmamalıdır. Pasif sigara içiciliği tekrar istek uyandırabilir. Etrafınızda sigara içen insanlardan kaçının 
Aşama 2; Ananas yemek sizin için en iyi çözümlerden biri olabilir. Bromelain, ananasta bulunan bir bileşiktir, ciğerlerinin bir temizleyici olarak hareket edebilir. Bu size daha fazla oksijen vermek ve akciğerlerin esnekliğini artırmak için daha derin nefes almanıza izin veriyor. 
Aşama 3; Beslenme alışkanlıklarınızı kontrol edin ve gerektiğinde birkaç değişiklik yapın. Ciğerlerinize üzerinde olumlu bir etkiye sahip bazı besinler, baharat ve otlar vardır. Avokado, zencefil ve turp olarak yiyecekler, ciğerlerinin sağlığı için çok iyi gelecektir.
Aşama 4;Özenle fiziksel egzersiz yapın. Akciğerleri güçlendirmek için en iyi yollardan biri olabilir.  Egzersiz alışık değilseniz, hafif fiziksel egzersiz ile başlamak ve daha sonra zaman içinde yavaş yavaş artırmaya çalışmanızda yarar var. 
Aşama 5; Her gün nefes egzersizleri yapın. Akciğer fonksiyon geliştirmek yardımcı olabilecek bazı nefes egzersizleri vardır.
İşte sigara bırakanların akciğerleri temizlemede beş kolay yol, uygularsanız yararlı olabilir ve sağlığınızı kurtarabilirsiniz. 
 Bu yazı habergzt.com.'da yayımlanmış olup 6590 defa okunmuştur .

28 Aralık 2015 Pazartesi

SADECE EVLERDE KULLANDIĞIMIZ BEYAZ EŞYAYI (A) SINIFI İLE DEĞİŞTİRSEK

Ülkemizde hala çoğunlukla D sınıfı ve üzerinde beyaz eşya kullanılıyor… 



Evlerimizde kullandığımız, buzdolabı, çamaşır makinası ve bulaşık makinalarını bırakın (A+) ve (A++) sınıfını (A) SINIFI ile değiştirmemiz halinde hem ailelerin elektrik tüketimlerindeki tasarrufla kazançlarını hem de Ülkemizin kazancını hesaplamak ve yapacağımız örneklemelerle bu tasarrufun büyük katkısını gözler önüne sermek istedik.
TÜİK ve TEDAŞ verilerine göre Türkiye’de 2013 yılında toplam 198.045.131 MWh (1000 kWh=1 MWh) net elektrik tüketiminin 44.971.483 MWh’i yani % 22 ’si meskenlerde tüketilmektedir. Türkiye’de 20 milyon 220 bin hane olduğu, bunların % 100’ünde buzdolabı, % 85’inde çamaşır makinası, % 30’unda ise bulaşık makinasının bulunduğu kesin olmasa da bir veri olarak ilgili kuruluşlarca ortaya konuyor. Şimdi dilerseniz meskenlerde tüketilen enerjinin ortalama dağılımına bakalım.
Yukardaki tablolara bakarak 2013 yılında meskenlerde tüketilen 44.971.483 MWh enerjinin yaklaşık olarak 16.261.688 MWh’i buzdolabında, 4.522.332 MWh’i çamaşır makinasında, 1.936.070 MWh’i bulaşık makinasında tüketiliyor ve toplamda bu üç beyaz eşyada 22.720.493 MWh elektrik tüketilmiş oluyor. Bu da demek oluyor ki Ülkemizde meskenlerde tüketilen elektriğin yaklaşık yarısı buzdolabı + çamaşır makinası  + bulaşık makinasında tüketiliyor ve hala çoğunlukla D sınıfı ve üzerinde beyaz eşya kullanılıyor.
Keban Barajının yıllık ortalama üretiminin 5.745.000 MWh olduğunu göz önüne alırsak ve Ülkemizdeki buzdolabı, çamaşır makinası ve bulaşık makinalarını yalnızca A SINIFI ile değiştirdiğimizi varsayarsak 22.720.493-11.446.694 = 11.273.799 MWh (% 50)  tasarruf sağlayacağımızı görürüz. Yani 2 tane Keban barajı üretimi kadar elektrik enerjisi kazanmış oluruz. Bir başka değişle TEKNİK KAYIPLARI azaltmış oluruz. (A) sınıfı bir buzdolabı günlük 1,23 kWh elektrik tüketiyor.(A+) Buzdolabı ise 1,07 kWh, (A++) ise 0,50 kWh elektrik tüketiyor.  Biz yalnız (A) sınıfının hesabını yaptık sizde (A++)’nın hesabını yapın bakın bakalım ne kadar tasarruf ediyoruz. Aynı oranlarda evinizde de tasarruf edebilirsiniz. Buzdolabı %36,16 + çamaşır makinası % 10,06+ bulaşık makinası % 4,31 olmak üzere toplam evde kullanılan elektriğin % 47,53’nü tüketmektedir. Alacağınız (A) sınıfı beyaz eşyayla eğer % 50 tasarruf ederseniz toplam tüketimin % 23,7’si eder, yani 100 TL de 23 TL az ödersiniz. 

Not; Bu hesap eski eşyanızın sınıfı ve tüketimi ile yeni alacağınız beyaz eşyanın sınıf ve tüketimine göre değişir ve net hesaplanır. Tarafımızca ortalama değerlere göre hesaplamalar yapılmıştır. Örneğin, eski buzdolabınız (D) sınıfı ise 2,24x30=67,2 kWh/ay elektrik tüketir,  bunu (A) sınıfı ile değiştirirseniz  2,24 - 1,23 = 1,01 x 30 = 30,3 kWh/ay,  (A+) sınıfı ile değiştirirseniz 2,24 - 1,07= 1.17 X 30= 35,1 kWh/ay, (A++)Sınıfı ile değiştirirseniz 2,24-0,5= 1.74 x 30= 52,2 kWh/ay tasarruf sağlarsınız. Bir başka deyişle aynı işi, (D) sınıfı buzdolabı ile 67,2kWh/ay elektrikle görürken, (A++) sınıfı buzdolabı ile 15 kWh/ay elektrikle görürsünüz.
Unutmayalım hesaplı davranarak hem kedi bütçemize hem de devlet bütçesine önemli katkı yapmış oluruz.
 Bu yazı habergzt.com.'da yayımlanmış 6848 defa okunmuştur .

15 Aralık 2015 Salı

1., 2.VE 3. ENDÜSTRİ DEVRİMİ VE NİHAYET ENDÜSTRİ 4.0

4.Endüstri Devrimi; geleneksel sanayiyi bilgisayarlaşma yönünde teşvik etme ve yüksek teknolojiyle donatma projesi…





Buhar gücüyle çalışan makinelerin makineleşmiş endüstriyi doğurması, yeni buluşların üretime katkısı, bu gelişmelerin de sermaye birikimini arttırmasına genel olarak Endüstri Devrimi denilmektedir.
İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruluyken, onu ikinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi yardımı izledi. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı artırdı. Şimdi sırada Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) var.
Ekonomik ve sosyal bakımlardan bütün dünyayı etkileyen 1.En­düstri Devrimi, ilk olarak Birleşik Krallık'ta ortaya çıkmış, ardından Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'ya sıçramış ve ardından bütün dünyaya yayılmıştır. Toplum yaşamındaki büyük dönüşümler ekonomik, tek­nik, sosyal çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. 18. yüzyıl İngiltere’sinde endüstride ve üretim yöntem­lerinde yapılmış olan yeni icatlar ekonomik hayatın çok hızlı bir biçimde gelişmesine ve değişmesine yol açmıştır. Buna bağlı olarak sosyal hayat da etkilenmiş ve yep­yeni bir biçim almıştır. Kısa zamanda, birbirine paralel olarak ortaya çıkmış teknik, ekonomik ve sosyal gelişmeler Endüstri Devriminin yayılmasını hazırlamıştır. Getirdiği yeni ekonomik ve sosyal düzen, dünya tarihi içinde, eski düzeni köklü bir biçimde değiştirmiştir.
Gelişmeye başlayan elektrik teknolojisi dünyada köklü değişikliklere yol açmış ve insan yaşamını bütünüyle değiştirecek etkilere yol açmıştır. Elektriğin çoğu özellikleri 19. yüzyıl esnasında anlaşılmış olup, 2. Endüstri Devriminin önemli etkenlerinden biridir. Üretimde fabrikalaşma ya, elektrikli cihazların-motor-makinaların, uçak ve otomobil seri üretimine bu kapsamda geçilmiştir. Elektrikten her alanda yararlanılmaya başlanmıştır. Günümüzde ise, elektrik uygarlığın ayrılmaz parçası konumundadır.
Elektrik-Elektronik teknolojisi alanı bugün diğer tüm alanları geliştiren, temel ve üretken bir sanayiye dönüşmüş durumdadır. Alan, bugün kendi tasarım ve teknolojilerini geliştirecek güce ulaşmıştır. Elektrik-Elektronik alanı birçok alanı etkilerken, ekonomiye kendi üretimi, ihracatı ve istihdamıyla yaptığı birinci derece katkının yanında, diğer sektörlere olan etkileriyle ikinci derece katkılarda da bulunmaktadır. Günümüzde baş döndürücü bir hıza ulaşan teknolojik gelişmelerin itici gücü olarak nitelendirilebilecek olan elektronik endüstrisi, mikroişlemci veya bilgisayar denetimli düzenleri gerçekleştirmesi ve gündelik hayata yerleştirmesi nedeniyle 3. Endüstriyel Devrimi oluşturmuştur. 20. yüzyıl elektronik teknolojisinin atılıma geçtiği çağ olmuştur. 21. yüzyılda ise yaşantımızın her diliminin elektronik düzenekler yer almaya başlamıştır.
3. Endüstri Devrimi kapsamında, elektronik sanayi; teknolojinin talepleri doğrultusunda büyük bir ivmeyle gelişirken, aynı zamanda bilim ve teknolojinin bütün alanlarını etkileyen, vazgeçilemez bir sanayi dalı haline gelmiş bulunmaktadır. 1907’de triyod tüpünün icadıyla artık elektronik sanayinin kurulup gelişmesine öncülük edecek olan telefon, radyo ve telsizin geliştirilip yaygınlaşması mümkün olmuştur. Elektronik sanayi, asıl büyük patlamasını II. Dünya Savaşı yıllarında yapmıştır. Elektronik haberleşme sistemlerinin ve televizyonun yaygınlaşması, özellikle 1947’de transistörün icadıyla başlayan ve daha sonra tümleşik devre teknolojilerinin geliştirilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu teknolojilerin sağladığı avantajlarla önce uzay araştırmaları çok önemli noktalara taşınmış ve bu yolla bilgisayarların çok hızlı gelişmesi sağlanarak yaygınlaşmalarının önü açılmıştır. Bilgiyi hesaplamak, düzenlemek ve değiştirmek için kullanılan Bilgisayar, en basit bakış açısıyla bir matematiksel işlemci, yani bir hesap aracıdır ve veri işler. Çeşitli programlama dilleri ile hazırlanmış olan yazılımlar sayesinde birçok alanda kullanılabilmektedir.  İnternetin insan hayatına girip yaygınlaşmasıyla bilgisayarın önemi daha da artmıştır. Güncel bilgisayarlar kişiselleşerek kişisel bilgisayar (PC) adını alarak, cebe sığacak kadar küçülmüş büyütülmüş ve hızları büyük aşamalar kaydetmiştir. Yine 3. Endüstri Devrimi ile hayatımıza girmiş birçok yararlı cihaz bulunur fakat bunlardan hiçbirisi televizyon kadar popüler olamamıştır. Bazılarımız için olmazsa olmaz aygıtlardan birisidir televizyon. Cep Telefonları ise vazgeçilmezler arasında yine ön sıralarda yer almaktadır. Teknolojinin üst sınırında olan üretimleri sürekli geliştirilmektedir.
İşçi gücünden teknoloji kontrolüne geçen sistemler ile makine kontrolünün artırılması, otomatik sistemler dolayısıyla ihtiyaç olan iş gücünün azaltılması, Sosyo-Ekonomik çalışma hayatına olan etkisinin hissedilmesi, sanayiye farklı bir değer kazandırarak pazarda bu entegrasyonu sağlayan büyük paya ulaşılması için 4. Endüstri Devrimi (Endüstri 4.0) çalışmaları başlatılmıştır. Endüstri 4.0, Alman Hükümetinin imalat gibi geleneksel sanayiyi bilgisayarlaşma yönünde teşvik etme ve yüksek teknolojiyle donatması projesidir. Bu yeni endüstrideki amaç; uyum, kaynak verimliliği ve ergonominin hem müşteriler hem de iş-değer sürecinde iş ortaklarının entegrasyonunu karakterize etmektir. 
Bu yazı 9766 defa okunmuştur .

10 Aralık 2015 Perşembe

İNTERNET BAĞIMLIĞI

Sanal dünyaya siz hükmediyorsunuz, sınırsız özgürlük sağlayan bu durumda internete bağımlılığı artıran en büyük sebeplerden…


Günümüzde bilgisayar ve internet kullanımının yaşamımızda istenilen bilgiye anında ulaşabilme ve bilgiyi paylaşım gibi getirdiği kolaylıklar yanında çok sık kullanımından kaynaklanan birçok problemi de beraberinde getirmektedir. İnternet, bazı kişiler için maalesef “bağımlılığa” dönüşüyor. Gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutku ve arzularını sanal dünyada arayan birçok kişi internetin tutsağı oluyor ve sanal ortamda yaşıyor. Dikkat edilirse tüm bağımlılıkların arka planında da haz alma tatmin olma ve aynı duyguyu tekrar yaşama isteği yatıyor. 
Teknolojinin gelişmesiyle yeni bağımlılıklarda ortaya çıktı; Bunlar, telefonda konuşma, mesaj gönderme, İnternet, bilgisayar, playstation,  iPad vb. bağımlılıklar. Bu iletişim araçları sosyalliği şüphesiz ki artırıyor, ancak bunun yanı sıra toplumdan da tecrit edebiliyor. Bilgisayar TV’den farklı, TV de sadece seyredebiliyor yayına hükmedemiyorsunuz, oysaki bilgisayarda aktif olarak sosyal ağlar vasıtasıyla sanal ortamlara katılıp karşılıklı bilgi alışverişinde bulunabiliyorsunuz. Televizyon size istediğini veriyor, internet ve bilgisayar ise siz ne isterseniz onu veriyor.
Sanal dünyaya siz hükmediyorsunuz, sınırsız özgürlük sağlayan bu durumda internete bağımlılığı artıran en büyük sebeplerden. İnternet bağımlılığını artıran belli başlı diğer nedenlere gelince; kumar rahatsızlığı, pornografi düşkünlüğü, oyun tutkusu, sosyal iletişim siteleri, internet üzerinden alış veriş tutkusu sayılabilir. Genelde sosyal ilişki kurma konusunda yetersizlik hisseden, yalnızlık yaşayan veya duygusal boşluk içinde olan  bir çok insanın sığınağı ve umut kapısı oldu maalesef sosyal ağlar. Bazı İnternet  hizmetleri sunduğu özellikler kullanıcıları direk etkiliyor. İnternet ortamında seks, oyun, kumar ve alışverişin kişilik bozukluklarına yol açabiliyor. İnternet bağımlıları depresyon ve kaygı bağlantılı rahatsızlıklar yaşayabiliyor. İnternet bağımlısı olan kişilerde ilgi eksikliği ve sosyal beceri bozukluğu sorunları da gözleniyor. Uyku bozuklukları, el bileğinde görülen uyuşma, sırt ağrıları, kilo artışı veya kilo kaybı, baş ağrısı, gözlerde kuruma gibi fiziksel etkilerine rastlandığı belirtiliyor.
İnternete bağımlılığın belirtileri ise; İnternette aşırı uğraş̧,  internette kalma süresinin giderek artması,  sinirlilik, huzursuzluk, depresyon, saldırganlık gibi şikayetlerin ortaya çıkması, internet yüzünden iş, okul ve aile ile ilgili sorunlar yaşama, internete bağlı kalabilmek için yalan söyleme gibi ortaya çıkıyor. İnternet başından ayrılamadığınız ve vakit kaybettiğiniz için önemli bir çok işinizi ertelemeye başlamışsanız  bağımlılıktan bahsetmek gerekiyor sanırım.
İnternet bağımlısı olmamak için dikkat edilmesi gereken nokta ise; İnternet kullanımının kişinin denetiminden çıktığı noktayı tespit etmek ve alışkanlığı değiştirmek, sağlıklı internet kullanımına dönüştürmek olmalıdır.  Yine de tüm alışkanlıklarda olmamakla birlikte çoğu durumda sorun kendi kendine düzeliyor. İnternet uygun bir zaman diliminde, belirli bir amaç için kullanılmalıdır. Gerçek hayatla sanal ortam karıştırılmamalı, gerçek hayattaki iletişim kurallarından vazgeçilmemelidir. İnterneti, işinizin ve ihtiyacınızın gerektiği kadar kullanmalıdır.
Bu yazı habergzt.com.'da yayımlanmış olup 6651 defa okunmuştur .

8 Aralık 2015 Salı

MÜCBİR SEBEP GÖSTEREREK RUSYA DOĞALGAZI KESERSE

Bu kış patlayacak bir krizde kısa vadede ne yapılacak o önemli…




Türkiye; Rusya’nın, doğalgaz anlaşmasında “mücbir sebep” göstererek doğalgaz akışını kesmesi durumunda, doğalgaz alınabilecek alternatif ülke arayışında. Alternatif olarak gösterilen ülkeler arasında İsrail, Suriye, Mısır, Irak, İran, Katar, Nijerya ve Cezayir de bulunuyor. Bunlardan Suriye, İsrail, Mısır, Irak, İran ikili ilişkilerimiz ve BM yaptırımları nedeniyle devre dışı kalıyor. Katar, Nijerya ve Cezayir’den tedarik etme imkanı var ancak, bu ülkelerden gelecek doğalgaz, sıvılaştırılarak Türkiye’ye gönderileceği için maliyeti yükseliyor. Aynı şekilde, sıvılaştırma ve depolanma sürecinde doğalgazın hacminde kayıplar da meydana geliyor. Bu nedenle, bu ülkelerden gelecek doğalgaz, Türkiye açısından “kârlı” bir tercih olarak görülmüyor.
Türkiye’ nin Rusya’ya doğalgazda bağımlılığı % 55 civarında. Doğalgazın alternatif tedariki konusunda bugün için 3 yıl süreyle yani 2018’e kadar önlem olarak fazla bir şey yapamayacak durumda olduğumuz gerçeği de saklanamaz. Hemen karar alınsa bile Azerbaycan ve İran üzerinden kapasite artırmak, yeni boru hattı veya Kuzey Iraktan yeni boru hattı için en az 3-4 yıl gerekiyor. Kısa vadede LNG dışında alternatif kaynak yok gibi. LNG içinde depolama tesisi gerekiyor. Yüzer LNG depolama tesisi belki hızlı tesis edilebilir. Rusya’ nın doğalgaza vuracağı herhangi bir darbe Türkiye’ yi zor durumda bırakır. Yapılan anlaşmalara göre Rusya doğalgazı doğrudan kesemez. Ancak bugüne kadar Rusya’ nın diğer ülkelere gazı kesme de  “uydurma arıza şeklinde”  yaptıkları dikkate alınırsa, buda tehlikeli. O zaman Türkiye’ nin Rusya’ nın bu ülkelere birkaç yıl önce yaptığını dikkate alarak önlemlerini alması iyi olurdu ancak çeşitli nedenlerle alınamadı. Türkiye’ nin yeterli doğalgaz depolama tesisi yok. Katarla LNG alımı ve depolama tesisi için ön anlaşma imzalandı. Kapasitesi de tam açıklanmadı. 3 yıl önce yapılsa bugün için doğalgaz alabilecek durumda olsaydık bir anlam ifade ederdi. Yine de “bir musibet bin nasihatten iyidir” derler ya, “zararın neresinden dönersen kardır” diyelim. Bu kış patlayacak bir krizde kısa vadede ne yapılacak o önemli.
Türk Hükumeti, Rus gazına alternatif kısa vadeli tedarik tedbirlerini geliştireceğini açıkladı. Bunlar; “Azerbaycan ve İran'dan ilave gaz alımı ile Katar, Cezayir ve Nijerya'dan sıvılaştırılmış gaz alımı artırılacak. Ayrıca, Kuzey Irak'tan gaz alımı için mevcut enerji kontratlarının kapsamı genişletilecek. Doğalgaz depolama tesisleri stratejik yatırım olarak ele alınacak. İlk etapta Tuz Gölü depolama tesisleri bitirilecek. İzmir merkezli özel sektör sıvılaştırılmış depolama hacmi ilave yatırımla büyütülecek. Özel sektör doğalgaz çevrim santralleri ile bazı sanayi tesislerine ikinci yakıtla üretime geçmeye hazır olmaları istenecek. Hidrolik imkanlar sonuna kadar kullanılacak.” Tabi ki bu tedbirler yetersiz olsa da pahalı olması sebebiyle de ekonomimize bir maliyeti olacak. Bunlardan Özel sektörün alternatif yakıt kullanımı ile hidrolik kaynak kullanımı kısa vadeli çözüm, diğerleri ise orta vadeli çözüm.
BOTAŞ verilerine göre hâlihazırda ithal edebileceği 42 Milyar m³ kapasiteli doğalgazın; Cezayir’den (LNG) (4,4 Milyar m³) %10,46’sını, Nijerya’dan(LNG) (1,3 Milyar m³)  %3,09’unu, İran’dan (9,6 Milyar m³) % 22,33’ünü, Rusya’dan (20 Milyar m³) % 47,56’sını, Azerbaycan’dan (6,75 Milyar m³) % 16,05’ini alabilmektedir. Türkmenistan’la 15,6, Azerbaycan’la (TANAP) 6 milyar m³ doğalgaz alım anlaşmaları da mevcuttur. Diğer taraftan özel sektör şirketleri ise yaklaşık 10 milyar m³ gaz ithal edebiliyor.
(EPDK) verilerine göre geçtiğimiz yıl en fazla doğalgaz ithalatı boru hatları vasıtasıyla 26,9 (%54,76) milyar m³ ile Rusya’dan yapıldı. Bunu yaklaşık 9 (%18,13) milyar m³ ile İran, 6 (12,33)milyar m³ ile Azerbaycan takip etti. Ayrıca Cezayir’den 4,1(%8,48) milyar m³  , Nijerya’dan 1,4 (%2,78)milyar m³  ve spot piyasadan 1,7 (%3,43) milyar m³  sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alımı olmak üzere toplam 49,2 Milyar m³  doğalgaz alımı yapıldı.
Ülkemizde doğalgazın; yaklaşık % 48’ielektrik üretiminde, % 25‘i sanayide, % 19’u meskenlerde, % 6’sı Resmi Dairelerde, 2’side diğer abone gruplarında tüketilmektedir.
Önemli olan ise asıl etkinin Rusya’nın bir bahane ile doğalgazı kesmesi ile belirecek olması bunu düşünmek bile istemiyoruz. Elektrik üretimi ve sanayinin olumsuz etkileneceği kesin. Meskenlerde de büyük ölçüde sıkıntı yaşanacak ve kömüre dönülecek olması sebebiyle hava kirliliği dâhil etkisi olacak. Kömür fiyatları belki de tavan yapacak. Ekonomi altüst olacak. Ancak bu durumda yalnız Türkiye zarar görmeyecek. Rusya’da zarar görecek. Bir defa uluslararası anlaşmalara uymaması sebebiyle güvenilirliğini tamamen yitirecek. Artık Rusya’dan doğalgaz alan ülkeler aldığı gazı olağanüstü riskli bulacak. Daha da önemlisi Rusya ile üçüncü ülkelerin ticaret yapması konusunda şüphe ile bakmasına gösterge olacak. Rusya doğalgazı pazarlamakta çok zorlanacak. Türkiye artık alternatif kaynakları değerlendirecek. Rus ekonomisi önemli bir pazar kaybına uğrayacak.
Bu gelişmelere bakarak son söz olarak; Türkiye enerji arz güvenliğini sağlamalı ve bir ülkeye aşırı bağlı kalmamalıdır. Hangi ülke olursa olsun.
Bu yazı habergzt.com.'da yayımlanmış olup 6818 defa okunmuştur .

ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİN PETROLE ETKİSİ

Her şeye rağmen yakın gelecekte petrol yakıtlı araçların pazar payının önemli bir kısmına elektrikli araç sektörü sahip olacak… İlk el...