Translate

7 Mart 2016 Pazartesi

GÜVENLİ BİR SÜRÜŞ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER!

Araç kullanırken öncelikle sürücü olarak sizin belli kurallara uymanız gerekiyor…



Öncelikle şu konuda anlaşmamız gerekiyor. Trafik polisleri sürücülere ceza yazmak için yollarda görev yapmıyor, hız kontrolü, emniyet kemeri kontrolü ya da diğer kontroller hepsi sürücülerin ve yolcuların güvenli seyahat etmesi için. Siz kurallara uyduğunuz sürece hiçbir polis size ceza yazmaz, yazmamalı da. Hepimiz bu konuda hemfikir olmalıyız. Tabi hatayı yapıyoruz, kendimizin ve başkalarının hayatını hiçe sayıyoruz sonrada Trafik Polisi yakalayıp cezayı basınca zorumuza gidiyor. Yapma hatayı, yeme cezayı kardeşim.
Sürücüler hoşgörülü olursa, karşısındakine de biraz sabırla olgun bir şekilde davranırsa, hiç şüphesiz karşısındaki de sakinleşir, davranışını buna göre ayarlamaya çalışır. Trafikte bazıları çok agresif davranışlar sergileyebiliyor, böyle davrananların üzerine gitmemek, evet sen haklısın deyip geçiştirmek çok kaza bela savuşturur. Boş verin, yol verin geçsin gitsin, belki çok büyük sorunları vardır, aracını olumsuz kullanmasına farkında olmadan yansıyordur. Sinirlerinize hâkim olun.
Bir düşünün sürücü hatası olmayan bir yerde kaza yapma olasılığı nedir? Herkes kurallara uyarsa kazalarda en aza iner ve ancak teknik nedenlerle istisnai olur. Araç kullanırken öncelikle sürücü olarak sizin belli kurallara uymanız gerekiyor, gelin onlara bir göz atalım;
* Alkollü iken araç kullanmayın, kullanmaya çalışanlara engel olun. Alkollü araç kullanmak istemede ısrar edenlerin araçlarına binmeyin. Gerekirse ihbar edin.(155)
* Mümkünse gece yola çıkmayın. Yoldayken uykunuz geldiğini hissettiğiniz anda ya da yorulduğunuz zaman uygun park yerine aracınızı çekip dinlenin. Uykunuz geçtikten sonra yola devam edin. Uyku getiren hap-ilaç kullanıyorsanız araç kullanmayın.
* Aracınızın bakımını zamanın da ve gereği kadar yapın veya yaptırın. Yola çıkmadan önce aracın kontrollerini yapın. Aracınız da bulunması gereken alet ve edevatları mutlaka bulundurun. İlkyardım çantalarını göstermelik değil gerçek ilkyardım çantası bulundurun. Yangın söndürücülerini gerektiği kadar ve sürücünün en kolay ulaşabileceği yerde bulundurun.
* Lastikleriniz eski ise yola çıkmayın. (kışın diş kalınlığı en az 3 mm), lastiklerinizin havalarını kontrol edin. Yol ve hava şartları ne olursa olsun havalarını indirmeyin.
* Araca biner binmez ilk işiniz emniyet kemerinizi takmak olsun. Bunu alışkanlık haline getirin. Araçtaki diğer kişilere emniyet kemerini taktırın. Kazalarda camdan dışarı fırlayanları, emniyet kemeri takmadıkları için ölümle sonuçlanmaları unutmayın. Çocukları arka koltuğa oturtturun ve emniyet kemerini bağlayın.
* Sürücü koltuğunu kendinize göre ayarlayın. Direksiyona uzaklık, debriyaj, firen, gaz pedalını rahat kullanmak üzere rahat bir sürüş için koltuğunuzu ileri geri yukarı aşağı, öne arkaya ayarlarını tam yapın.
* Koltuk başlığı çarpmalarda hayat kurtarır araca bindiğiniz zaman ayarlarını kontrol edin.
* Arka cam önüne sert cisimler koymayın bagajdaki sert cisimleri gerekirse sabitleyin.
* Farlarınız, stoplar, park lambalarınızın çalışır olmalı. Karşıdan gelen araçları düşünerek kısa farınızı yakın. Uzun farla gelen aracı gerekirse selektör yaparak (uzun farı yakıp söndürerek) uyarın.
* Aynalarınız ayarlı ve camlarınız temiz olmalı. Cam suyunuz eksikse tamamlayın. Sileceklerinizi görüşün kapanmasını beklemeden çalıştırın lastiklerini gerekirse değiştirin.
* Görüşü engelleyecek hiçbir cismi cama yapıştırmayın. Aynalara CD veya diğer cisimleri asmayın, arka cam önüne karpuz dilimi, kafası sallanan köpekler koymayın.
* Sinyallerinizi şerit değiştirirken, araç sollarken, dönerken mutlaka kullanın. Diğer araçların sinyali takılmış veya sürücüsü dalgınlıkla sinyalini unutmuş olabilir onlara asla güvenmeyin. Şerit değiştirirken sinyal verseniz bile aynalar ile arkadan gelen araçları kontrol edin.
* Yağmur serpiştirmeye başladığında yol kaygan olur, süratinizi düşürün.
* Mıcırlı yolda süratinizi azaltın, araçlara fazla yaklaşmayın. Araç geçerken öncelikli olarak önde olan diğer kişi, yoksa kendiniz elinizi ön cama koyun, geçmeye çalıştığınız aracın fırlattığı taşların aracınızın ön camına isabet etmesi halinde buz gibi dağılmasını önler.
* Direksiyonu 9.15 pozisyonun da tutun. Sol el direksiyon hâkimiyetinde önemlidir. Sağ elinizi vites değiştirme işlemlerinde sık sık direksiyondan bırakmanız gerekecektir. Geri geri giderken de sol elinizle direksiyon hâkimiyeti sağlamanız gerekecektir.
* Kısa mesafede durmak için acil durumlarda debriyaj ve firene birlikte basın. Firene basarken ön ve arka trafiği kontrol etmenizde yarar var. Ani firenler genelde arkadan gelen araçlar için tehlike yaratır.
* Trafik ışıklarında belirlenen çizgileri ihlal etmeyin. Trafik lambalarını kolay görebileceğiniz şekilde durun. Böylelikle yanan ışıkları takip edip seri davranma imkânını elde edersiniz. Diğer sürücülerin ikazına gerek duymadan hareket ederdiniz. Işıklarda dikkatinizi dağıtacak işlerden uzak durun. Diğer araçların da yanan ışığa göre hareket edeceğini unutmayın. Işıkları asla ihlal etmeyin. Edenleri de ihbar edin.
* Geçiş hakkı için sabırlı davranın, belki karşınızdakinin acil işi vardır, olgun davranıp yol verirseniz haksızlık yaptıysa da sizin davranışınız karşısında yanlış yaptığını kavrayıp bir müddet sonra bu davranışından vazgeçecek, sizin gibi davranınca saygı gördüğünü fark edecek, olumsuz davranışını terk edecektir.
* Yağmurlu ve sisli havalarda görüş ve takip mesafesini ayarlayın. Sis lambalarınızı yakın. Yol çizgisini takip edin, hızınızı azaltın. Yolun kaygan olduğunu unutmayın.
* Farlarınızın kısa 25 m uzun 100 m gösterecek şekilde ayarlarını yaptırın. Aracınızda kendinizin ayar yapma imkânı varsa yapın. Karşıdan gelen araç uzun farlarını yakmış, selektör yapmanıza rağmen ısrarla söndürmüyorsa, hızınızı azaltın, sakin olun, yolun sağ şeridini takip ederek karşıdan gelen aracın geçmesini sağlayın. Arkadan gelen araç uzun farlarını yakmış geliyorsa, firen lambası ya da sis lambası ile uyarabilirsiniz. Uyarmanıza rağmen ısrarla uzun farla geliyorsa, hızınızı azaltın, gözünüzü almayacak şekilde pozisyon alın, aracın sizi geçmesini sağlayın.
* Sollama esnasında kararlı olun. Sollama yerini, zamanını ve hızını iyi seçin. Yavaş seyrederken sol şeridi işgal etmeyin. Normal seyirde sağ şeritten gidin. Araç geçerken sol şeride geçersiniz.
* Takip mesafesine uyun. Sadece önünüzdeki aracı değil onların önündeki ve arkasındaki araçları da takip edin.
* Kesinlikle kimseyle yarışmayın hız felaket getirir. Şehir içinde ve şehirlerarası karayollarında ve otobanlar da hız sınırlarına uyun. Kesinlikle vitesi boşa almayın. Yokuş aşağı inerken çıktığınız viteste inin.

* Araç kullanırken cep telefonu ile konuşmayın zorunlu ise aracı sağa çekip durdurun. Aracınızda bluetooth’la telefon bağlanma imkânı varsa önceden ayarını yapın. 
* Yavaşlamalarda ve durmalarda motor frenini kullanın. Ani ve gereksiz fren kullanmayın sık fren kullanmaktan kaçının.
* Aracınız seyir halindeyken, aracın penceresini açıp dışarıya pet şişe, çöp ve benzeri şeyleri atmayın, attırmayın.
* Aracınız bozulduğunda veya lastik patlayıp değiştirileceği zaman mutlaka emniyet tedbirleri alın, gerekli işaretlemeleri yapın.
* Aracınızı park ederken park için ayrılmış bölümlere özenle park edin. Diğer araçların kapısının açılmasını, park yerinden çıkmasını engellemeyin. Siz başkasına saygılı olursanız, diğerlerine size saygılı olmaya başlar.
Bu yazı  habergzt.com'da yayımlanmış olup 6817 defa okunmuştur .

28 Şubat 2016 Pazar

FOREX NEDİR? FOREX’LE PARA KAZANIP, EK GELİR ELDE EDEBİLİRMİSİNİZ?

Farklı ülkelerin paralarının birbiriyle değiştirildiği, altın, gümüş gibi değerli metallerin dışında petrol ve farklı borsalara ilişkin endekslerinde işlem gördüğü devasa bir piyasa…





Son yıllarda Forex’in adını kesinlikle duymuşsunuzdur. Niçin mi? Ekonomi yayını yapan TV’lerin reklamlarında ya da İnternette gezinirken, Forex için aracı olarak görev yapan kurumların verdikleri reklam alanlar dikkatinizi çekmiştir. Tabi ki bu reklamlar hep müspet yönde “para kazanabilir, ek gelir elde edebilirsiniz”diye. Peki, Forex nedir ve Forex ile para kazanabilir misiniz?
İngilizce Foreign Exchange (Döviz- Yabancı Para Değişimi) sözcüklerinden FOREX türetilmiş olup kısaltılarak FX şeklinde de kullanılıyor. Forex genelde, farklı ülkelerin para birimlerine yatırım yaparak paranızın değer kazanması veya kaybetmesi olarak tariflendiriliyor. Başka bir deyişle bir ülkenin para birimi alınırken, diğer bir ülkenin para biriminin satılması ve aradaki alım – satım farkından kazanç elde edilmesi demektir.
Herhangi bir kurumun denetlemesinden bağımsız olan bu yapılanmada dinamikleri belirleyen ise ülkelerin büyük bankalarının ve merkez bankalarının oluşturduğu  bir altyapı. Ticari bankalar, merkez bankaları, portföy yönetim firmaları, sigorta şirketleri, büyük şirketler, korunma (hedging) fonları ve bireysel yatırımcıların da dâhil olduğu bu yatırım sistemi haftanın 5 günü 24 saat aktif olarak faaliyet gösteriyor. Ülkelerin büyük bankaların ve merkez bankalarının hareketleri ile değerleri değişen para birimlerine istenildiği zamanda yatırım yapılabiliyor. Günlük 5,5 trilyon dolar işlem hacmiyle dünyanın en büyük ve en hızlı gelişen finansal piyasası olma özelliğine sahip. Farklı ülkelerin paralarının birbiriyle değiştirildiği, altın, gümüş gibi değerli metallerin dışında petrol ve farklı borsalara ilişkin endekslerinde işlem gördüğü devasa bir piyasa, hatasız çalışıyor ve likit oluyor.
Uluslararası döviz (Forex) borsaları 24 saat sürekli olarak çalıştıkları için döviz fiyatları (kurları) beklentilere ve haber akışına bağlı olarak sürekli değişim gösteriyor. Döviz bir değişim aracı olduğu gibi, ülkelerin karşılıklı ekonomik performanslarına bağlı olarak da fiyatlanıyor. Uluslararası piyasalarda döviz çiftleri ABD dolarıyla milli paralar arasındaki değişim oranı şeklinde kote ediliyor, ABD doları dışında iki para arasındaki değişim oranı bunların dolar cinsinden fiyatlarına göre dolaylı olarak hesaplanabiliyor. Bu şekilde dolar dışındaki döviz cinsleri arasında hesaplanan kurlara Çapraz Kur (Cross-Rate) deniliyor.
Forex’te şans unsuru ön planda. Forex’te kazanabilirsiniz de kaybedebilirsiniz de. Ancak şimdiye kadar büyük paralar kazanan pek görülmedi buna mukabil büyük paralar kaybedenler var. Dünyanın en akıllı yatırımcıları bile büyük paralar kaybetmiş gözüküyor. Forex’te yatırım yapacaksanız bir aracı kurumla çalışmak zorundasınız. Forex’i böyle cazibeli kılan şey, az paralar karşılığı gerçekten çok büyük miktarda kazanma şansını sunması ve 5 gün boyunca her an yatırıma açık olması. Bu durum da insanların para kazanma hırsını dürtüklüyor. Ayrıca, Forex işlemi yaparken faiz kazancı veya maliyetine maruz kalmak istemeyen yatırımcılar veya faize duyarlı yatırımcılar için Swapsız Forex ürünü de sunuluyor.
İlla da Forex’te hesap açacağım diyorsanız şu önerilerimizi dikkate alın;  Forex kendi içinde kendine özgü bir dili ve tabirleri olan bir dünya. Forex’te yatırım yapmadan önce bu dil ve tabirleri, ne anlama geldiğini öğrenmeniz gerekiyor. (Parite, Kotasyon, Pip, Spread, Lot, Kaldıraç, Alış fiyatı-bid, Satış fiyatı- ask, vb)  Bu sebeple önce deneme (demonstration) hesabı açmanız ve piyasanın şart ve kurallarını aşina olmanız gerekiyor. Aracı kurumu dikkatli seçmeniz, bilgileri anlık ve doğru verdiğinden emin olmanız gerekiyor. Hiçbir aracı kurum sorumluluk almıyor. Kaldıraçlı alım satım işlemleri çok riskli. Kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin tarafınıza yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi yüksek zararlara da yol açabileceği ihtimalini daima göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Ters fiyat hareketleri nedeniyle yetkili kuruluşa yatırdığınız paranın tamamını kaybedebilirsiniz.  Kısacası bu piyasada kaybetmek riski çok büyük, kazanmak ise şanssınıza bağlı gibi gözüküyor.
Parite; Bir para biriminin başka bir para birimine karşı değerini ifade etmektedir.
Kotasyon; Piyasada fiyatlandırılmış bir para biriminin geçerli olan fiyat dönüştürme oranıdır.
Pip; Alım – satım yapılan yatırım araçlarının azalması veya yükselmesi halinde meydana gelen en küçük değişiklik anlamına gelmektedir.
Spread; Alış fiyatı (bid) ve satış fiyatı (ask) arasındaki fiyat farkıdır.
Lot; İşleminizin kaç birimlik olduğunu ifade etmektedir.
Kaldıraç; Kullanacağınız paranın X katına kadar işlem yapabileceğiniz anlamına gelmektedir. (1/100 gibi) İşlem sonucunda toplam paraya değil, yalnızca elde ettiğiniz kâr’a sahip olabilirsiniz.
Bu yaz habergzt.com.'da yayımlanmış olup 6867 defa okunmuştur .

22 Şubat 2016 Pazartesi

e-devlet’i KULLANARAK BİR ÇOK İŞİNİZİ KOLAYCA İNTERNETTEN YAPABİLİRSİNİZ…

e-devlet, vatandaşlara devlet tarafından verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması demektir.
Küreselleşmenin hızla ilerlediği ve ekonomik anlamda sınırların ortadan kalktığı bir dünyada, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, çağdaşlık babında Devleti’ mizi de bu gelişmelere uyum sağlamaya zorlamıştır.

e-devlet, devlet hizmetlerinin kullanıcı ihtiyaçları göz önüne alınarak elektronik ortamda, güvenli, kesintisiz ve hızlı olarak ortak bir nokta üzerinden vatandaşa doğru bilgiye ulaştırılmasını amaçlayan web tabanlı bir sistemdir.
e-devlet, verimliliği artırmak amacıyla ve çağdaş toplum olmanın bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. e-devlet; kamu kuruluşları, vatandaşlar ve ticari kurumlar arasındaki bilgi, hizmet ve mal alışverişlerinde bilgi teknolojilerinin kullanılarak performans ve verimlilik artışını hedefleyen devlet modeli olarak tanımlanmaktadır.
Düşünüyorum da, eskiden muhtarlardan nüfus cüzdanı sureti ve ikametgâh ilmühaberi alırdık, hem de birkaç lira bedel öderdik. Adli sicil belgesi almak için adliyeye müracaat eder almak için beklerdik. İşveren sigortamızı yatırdı mı yatırmadı mı? Bilmezdik. SSK’ya müracaat etsek sonuç almak için çaba ve zaman sarf ederdik. Hangi ilaçları kullandık, aldığımız raporların takibi mümkün değildi. Vergi borcumuz var mı, yok mu? Öğrenmek için saatlerce Vergi Dairelerinde zaman harcardık. Trafik Ceza durumunu ve ehliyet ceza puanını bilmezdik. Araç sorgulaması için Trafik Tesciline müracaat gerekirdi. Diploma sureti veya okul çıkış belgesi almak için mezun olduğun okula gidip müracaat etmeniz gerekirdi. İşsizlik maaşı için müracaat ve takibi için İŞKUR’a, askerlik belgesi almak için Askerlik Şubesine gitmemiz gerekirdi. Tapudaki kayıtlı arsa veya gayrimenkullerimizi ancak tapu belgesinden takip edebilirdik. Mahkeme ve dava bilgileri için Adliyede yazı işlerinden bilgi alabilirdik. Emeklilik ve sonrasına ait tüm işlemler ve maaş bilgileri için SGK’na gitmemiz gerekirdi. Bu misalleri çoğaltabiliriz. Şimdi tüm bu işlemleri oturduğunuz yerden yapabilir, inceleyebilir, barkotlu olarak belge çıkışını e-devlet üzerinden alabilirsiniz. Hatta ilgili kurum ve kuruluşlara, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa şikâyet ve taleplerinizi iletebilir, takibini yapabilirsiniz. GSS sorgulama işlemini e-devlet üzerinden kolayca yapabilirsiniz. IMEI numarası sorgulama yaparak mobil cihazınızın ülkeye hangi yollardan girdiğine ve kaçak olup olmadığına dair detaylara ulaşabilirsiniz. Emekli aylığınızı, kesintinizi öğrenebilir, maaş aldığınız bankayı kolayca değiştirebilirsiniz. Kasko ve trafik sigortanızı takip edebilirsiniz. Sendika üyeliğini sorgulayabilirsiniz. Adres değişikliğini yapabilirsiniz. Posta ve PTT kargonuzu takip edebilirsiniz. HGS hesabınızı sorgulayabilirsiniz. Yurt ve Burs başvurusu yapabilirsiniz. Her geçen gün yeni yeni hizmetler e-devlet üzerinden uygulamaya girmektedir.
Bunların gerçekleşmesi ile;
    Zamandan kazanç sağlanmış,
   Maliyetler düşmüş ve verimlilik artmış,
    Memnuniyet artmış,
    Ekonomik gelişim desteklenmiş,
    Hayat kalitesi artmış,
    Bireysel katılım artmış,
    Kağıt bağımlılığı ve kullanımı azalmış,
    Hem kamu hem de vatandaş için karar almada kolaylık ve hız sağlanmış,
    Vatandaş ile devlet arasındaki ilişki gelişmiş, güven ortamı oluşarak kuvvetlenmiş,
    Vatandaşın kamu ile işlerinde kısa sürede doğru bilgiye ulaşımı karşısında kamuya güveni artmış,
    Verilecek olan hizmetin daha hızlı sunulması, işletme giderlerinin azalması, doğru bilgiye ulaşım ve hizmetin elektronik olarak sunumu sağlanmış,
    Kamu ile olan işlemler için vatandaşın talep ettiği bilgilere bir noktadan ve doğru şekilde ulaşılması sağlanmıştır. Böylece insan yanlışları en aza indirilmiştir.
Kısacası devlet çağdaş devlet olma yönünde büyük adım atmıştır. Bu hizmetleri etkin olarak kullanmak için şimdi sıra biz vatandaşlarda.  Sizce zamanı gelmedi mi?
e- devlet resmi işlemlerinizi kolaylıkla halledebileceğiniz bir portal. e-devlet ile artık devlet kurumları da vatandaşlar da ilerleyen teknolojiye ayak uydurdu. e-devlet sayesinde eskiden saatlerce süren işlemler şimdi tek tıkla kolaylıkla halledilebiliyor. e-devlet üzerinden vatandaşlar evlerinden, iş yerlerinden ve istedikleri her yerden resmi işlemlerinin çoğunu hızlı bir şekilde yapabiliyor.
e-devlet sisteminden yararlanmak ve işlem yapmak için e-devlet şifresi olması gerekiyor. Şifre TC kimlik kartı ile PTT şubelerinden 2 TL ücret karşılığında alınıyor. PTT şubesinden TC kimlik kartınıza tanımlı e-devlet şifresi alıyorsunuz. Sisteme ilk girdikten sonra bu şifreyi değiştirmenizde fayda var. Şifresini unutan vatandaşlar, PTT şubesinden yeni şifre alabiliyor.  e-devlet işlemlerinizi gerçekleştirebileceğiniz adres e-devlet'in resmi internet adresi olan www.turkiye.gov.tr bu adresten giriş yapılıyor. İnternete erişim sağlanabilen her noktadan sadece birkaç dakika içerisinde sorgulama yapılabilen e-devlet sistemine; ‘e-devlet şifresi ile giriş’, ‘mobil imza ile giriş’, ‘elektronik imza ile giriş’ ve ‘T.C. kimlik kartı ile giriş’ 4 farklı yüksek güvenlikli giriş yöntemlerinden herhangi birisini kullanılarak giriş yapılıyor.
Mobil imza, e-devlet tarafından herhangi bir ücret talep edilmeden, vatandaşlara sunuluyor. Fakat mobil imzanın alınması aşamasında, GSM operatörleri tarafından, kullanıcılardan belirli bir miktar ücret talep ediliyor. Cep telefonu ve mail onayını yaptıktan sonra e devlet şifresi alma işlemlerinde direk cep telefonu üzerinden yeni bir aktivasyon yapılması yeterli oluyor. Mobil imza güvenli olmasının yanı sıra elektronik imza görevini de üstleniyor. Mobil imza aynı zamanda, ıslak imza niteliğindedir. Mobil imza ile e-devlet sistemini kullanmak için yapmanız gerekenler; T.C kimlik numaranızı, GSM numaranızı ve GSM türünüzün bilgisini sistemde bulunan ilgili bölümlere girerek, e-devlet uygulamasını kullanabiliyorsunuz.
Diğer taraftan “Hazır Beyan Sistemi” Mart ayı itibarıyla başlıyor. Sistemle vatandaş artık vergi dairesine veya mali müşavir, muhasebeciye gibi bir uzmana ihtiyaç duymadan, internete girerek, beyannamelerini kolayca verebilecek, vergilerini de yine internetten ödeyebilecek.
 Bu yazı habergzt.com'da yayınlanmış olup 6682 defa okunmuştur .

15 Şubat 2016 Pazartesi

DİJİTAL DEĞİŞİM ZORUNLU HALE GELDİ…

Birçok teknolojik yenilik hem bireyleri hem de firmaları dijital dönüşüme zorladı. 


Firmalar, küresel rekabette var olmak ve müşteriler tarafından tercih edilmek için olağanüstü çaba sarf ediyor. Artık firmalar müşterisine özel hizmet ve ürün sunuyor. Müşterileri ile birebir etkileşim ve onlarla direk iletişim kuruyor. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak dijital dönüşüm sayesinde firmalara ve markalarına kişisel erişim rahatlıkla sağlanabiliyor. Buna bağlı olarak artık rekabet ortamı daha da keskinleşti. Artık insanlar daha fazla dijital ürün/hizmet talep ediyor.
Teknolojideki baş döndürücü gelişmelere bağlı olarak akıllı telefonların ve tabletlerin hızla artması insanların internete daha kolay ulaşmasını sağladı. İnternet kullanım oranlarında ciddi artışlar oldu. İnsanlar dijitali daha etkin kullanmaya başladı. Bu ortamda daha fazla zaman geçirmeye başladılar. İnsanların çoğunluğu bir ürün almadan önce araştırmalarının tamamını internetten yapıyor. Dijitalin artık insanlar tarafından daha etkin kullanılması firmaları dijital değişime ayak uydurmaya zorluyor.
Dijital değişim önemli değişimleri beraberinde getirdi;
-Kolay kıyaslama ile rekabeti artırdı,
-Tüketiciler dijital sayesinde daha kolay bilgileniyor, araştırma yapıyor, alternatifleri değerlendiriyor, haklarını arıyor, bağımlı hissetmiyor, kolay marka değiştirebiliyor, daha hızlı aralarında organize olabiliyor ve bir markanın olumlu ya da olumsuz yönünü birbirlerine hızla aktarabiliyor-yayabiliyor. Kısacası artık tüketici artık daha güçlendi,
- Fiyatlar şeffaflaştı, ürünler ederini bulmaya başladı,
- Ürün ve firma hakkında şikâyet ve yorumlara erişebilme imkânı sağlandı,
- Çalışanların iş bulma ve iş değişimi kolaylaştı, buna bağlı olarak firmaların nitelikli elemanı elinde tutma yarışı başladı,
-Firmaların tarihi kayıtları-geçmişleri, iyi ve kötü işleri artık silinmeyecek derecede dijital ortama kaydediliyor. Google ve sosyal medyanın insanlara, bu kayıtlara istedikleri zaman erişme özelliğini sunmasıyla, firmaları ve ürünlerini olumlu veya olumsuz değerlendirme imkânı sağlandı,
-Sınır ve mekân kavramı kalktı, dünyanın her yanından bir ürüne ulaşabilme ve tedarik etme imkânı sağlandı,
- Pazarlama ve reklam anlayışı kökten değişti,
Birçok teknolojik yenilik hem bireyleri hem de firmaları dijital dönüşümle bütünleşmeye zorladı. Markayı denetleyebilen, hesap sorabilen bir tüketici kitlesi gelişmeye başladı. Dijital dönüşüm ve etkisi her geçen gün artıyor. Bu durum firmaları etkiliyor. Bu dönüşüme ayak uyduran firmalar ayakta kalıp, güç kazanıyor. Uyum sağlayamayanlar ise tahmin ettiklerinden çok daha büyük bedeller ödüyorlar. Markaların artık dijitalle bütünleşerek ve insan ihtiyaçlarında var olan bu değişimleri  görerek yönetilmeye başlaması gerekiyor. Bunu hala değişime direnenler için söylüyorum. Çünkü dünyada tüm sektörlerde çok ciddi bir dijital değişim süreci yaşanıyor.
Bu yazı habargzt.com.'da yayımlanmış olup 6608 defa okunmuştur .

8 Şubat 2016 Pazartesi

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ NEDİR VE NASIL HESAPLANIR?

Tüketici güveni, hanenin maddi durumu, genel ekonomik gidiş, işsizlik tehlikesi, tasarruf etme olasılığı açılarından değerlendirilir…




Ekonominin gidişatına belirlemek için kullanılan göstergelerden birisi de Tüketici Güven Endeksidir. Ekonomi kurmaylarının karar verebilmesi için tüketicilerin ekonominin gidişatına ilişkin mevcut düşüncelerini bilmek ve geleceğe yönelik beklentilerini öğrenmek büyük önem taşımaktadır. Tüketici anketleri ekonomik verilerin tahminde kullanılır ve tüketim talebi ile önceden büyüme konusunda fikir vermesi açısından önemlidir. Ekonomik Güven Endeksinin belirlenmesinde Tüketici Güven Endeksinin ağırlığı % 20 nispetindedir.
Tüketici Güven Endeksi  aylık olarak her ayın ilk 15 gününde düzenlenen, Türkiye genelinde rastgele seçilen haneleri temsil eden kişiler ile yapılan tüketici eğilim anketlerine göre kişilerin mali durumu, mevcut ekonomik koşullara ilişkin fikirleri ve gelecekteki beklentileri üzerinden hesaplanmaktadır. Bu endeks Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhoriyeti Merkez Bankası  işbirliğiyle gerçekleştirilen Tüketici Eğilim Anketi'ne göre belirlenir. Tüketici güveni, hanenin maddi durumu, genel ekonomik gidiş, işsizlik tehlikesi, tasarruf etme olasılığı açılarından değerlendirilir.
Yapılan bu araştırmadaki temel amaç tüketicilerin ileri dönemde tasarruf ve harcama eğilimlerini ortaya çıkarmaktır. Tüketici Eğilim Anketi, bağımsız anket olarak aylık uygulanır. Anket sonuçları yaş ve cinsiyete göre ağırlıklandırılır. Tüketici eğilim anketleri ilgili ayın sonunda yayınlanmaktadır.
Yapılan ankette; Geçen 12 aylık dönemdeki ailesel maddi durumu ve gelecekteki beklentisi ve  gelecek 3 aylık dönemde borç alma ihtimali sorgulanmaktadır. Aynı şekilde genel ekonomik değerlendirme için ise tüketicilere ekonominin genel durumu, tasarruf için ya da harcama yapmak için, örneğin dayanıklı tüketim malları, otomobil, konut satın almak için uygun zaman olup olmadığı, fiyatlar ve ücretler ile ilgili gelecekteki beklentileri  sorulmaktadır. 
Ankete katılanlara tüketicinin finansal durumunu anlamaya yönelik sorular, Türkiye ekonomisine ilişkin sorular ve doğrudan tüketicinin tüketim eğilimini ölçmeye yönelik sorulardan bir endeks oluşturulur ve endeksler Avrupa Birliği’ nin kullandığı denge yöntemine göre belirlenir. Denge, toplam cevap verenlerin içerisinde pozitif ve negatif cevap verenlerin yüzdelerinin farkı alınarak hesaplanır ve bu farka 100 eklenerek her bir soru için ayrı yayılma endeksi oluşturulur. Daha sonra seçilen soruların yayılma endekslerinin aritmetik ortalaması alınarak genel endeks hesaplanır. Tüketici Güven Endeksi tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde maddi durum, genel ekonomik durum, işsiz sayısı beklentisi ve tasarruf etme ihtimali göz önünde bulundurularak verilen pozitif ve negatif cevaplar baz alınarak hesaplanır. Hesaplama sonucunda endeks 0 ile 200 arasında değerlendirilir ve endeksin 100’ün üzerinde olması pozitif tüketici güvenini, 100’ün altında olması ise negatif tüketici güvenini gösterir.
(Not; 2016 Ocak ayı Tüketici Güven Endeksi 71,6 çıkmıştır. Tüketici Güven Endeksinin ne olduğu nasıl hesaplandığı konularında bilgi verilmiş olup grafikteki 2014 ve 2015 yılı aylık değerleri siz değerli okuyucularımızın bilgilerine yorumsuz olarak sunulmuştur.)
Bu yazı habergzt.com'da yayınlanmış olup 7908 defa okunmuştur .

1 Şubat 2016 Pazartesi

EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ NEDİR, NASIL HESAPLANIR?

Ekonomik Güven Endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir…




Genel ekonominin gidişatı hakkında öngörüde bulunmak, gerekli kararları almak ve yönetmek için Ekonomik Güven Endeksi karar vericiler için büyük önem taşıyor. İşte bu yüzden tüketici, imalat sanayi, hizmet, perakende ticaret ve inşaat alanlarında güven endeksleri belirleniyor. 
Ekonomik Güven Endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir öncü göstergedir. Endeks, tüketici güven göstergesi ile mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi (reel kesim), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin güven göstergelerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır. 
Ekonomik Güven Endeksinin bireysel bileşenleri birleştirilirken Avrupa Komisyonu Uyumlaştırılmış İşyeri ve Tüketici Anketleri Ortak Programı tarafından kullanılan sektörel ağırlık katsayıları kullanılmaktadır.  Ekonomik Güven Endeksinin oluşmasında, Tüketici %20,  İmalat sanayi %40, Hizmet %30, Perakende ticaret %5, İnşaat: %5 nispetinde etki ediyor. Bu ağırlıklar beş güven göstergesine doğrudan uygulanmamakta; her bir sektörün ağırlığı o sektöre ait güven endeksinin alt endekslerinin normalleştirilmiş denge değerlerine uygulanmaktadır. Normalleştirme, farklı ölçeklerdeki verilerin karşılaştırılabilir hale getirilmesidir.
-Tüketici sektörünün ağırlığı Tüketici Güven Endeksi’nin 4 alt endeksine ilişkin normalleştirilmiş denge değerlerine,
-İmalat sanayi sektörünün ağırlığı Reel Kesim Güven Endeksi’nin 8 alt endeksine ilişkin normalleştirilmiş denge değerlerine,
-Hizmet sektörünün ağırlığı Hizmet Sektörü Güven Endeksi’nin 3 alt endeksine ilişkin normalleştirilmiş denge değerlerine, 
-Perakende ticaret sektörünün ağırlığı Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi’nin 3 alt endeksine ilişkin normalleştirilmiş denge değerlerine, göre uygulanmaktadır. 

Türkiye genelinde, Tüketici, imalat sanayi (reel kesim), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerini kapsamaktadır. 
Ekonomik Güven Endeksi; tüketici (4), mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi (8), hizmet (3), perakende ticaret (3) ve inşaat (2)  sektörlerine ait toplam 20 alt bileşenin standardize edilmiş denge değerlerinin ağırlıklı ortalamasına göre hesaplanmaktadır. Tüketici güven alt kalem serilerinde mevsim etkileri bulunmadığından orijinal denge değerleri esas alınmaktadır.
Ekonomik Güven Endeksinin 100’den büyük olması ortalama üzeri güveni; 100’den küçük olması ise ortalama altı güveni göstermektedir. 
TÜİK-TCMB işbirliği ile yürütülen Tüketici Eğilim Anketi, TCMB tarafından yürütülen İktisadi Yönelim Anketi ve TÜİK tarafından gerçekleştirilen; Hizmet Sektörü Aylık Eğilim Anketi, Perakende Ticaret Sektörü Aylık Eğilim Anketi ve İnşaat Sektörü Aylık Eğilim Anketi veri kaynaklarını oluşturmaktadır.
Ekonomik güven endeksi ilgili aya ait yayımlanmış güven endeksleri kullanılarak ayın bitiminden önce açıklanmaktadır.
(Not; 2016 Ocak ayı Türkiye Ekonomik Güven Endeksi: 83,8 çıkmıştır. Avrupa Birliği: 106,7)
Bu yazı habergzt.com.'da yayınlanmış olup 9589 defa okunmuştur .


26 Ocak 2016 Salı

PAZAR ALIŞVERİŞİNİ NASIL YAPMALIYIZ?

Pazara çıkmadan önce evin ihtiyaçlarını belirlemeniz, fazladan alışveriş yapmanızı kısıtlayacaktır…


Pazar alışverişi deyip geçmemek gerekiyor. Eğer dikkatli alışveriş yapmazsak, paramızın bir miktarı boşa gidebilir. O sebeple biraz dikkat bütçemize katkı sağlar ve daha iyi mal almış oluruz.
Ülkemizde halkın %85-90’ı semt pazarlarından veya sosyete pazarlarından alışveriş yapıyor. Marketlerden ve mağazalardan temel ihtiyaç mallarını tedarik ediyorlar. Eee kolay değil nüfusun çoğunluğu düşük gelir seviyesinde olunca buda kaçınılmaz oluyor. İnsanlar bütçesine göre hareket ediyorlar.  Yine de marketin bir avantajı elinizle tek tek seçebiliyorsunuz. Pazarda veya manavda bu imkân her zaman yok.
Pazarda satılan mal o gün sabah erken saatlerde sebze meyve haline gelen ve pazarcı tarafından alınıp satışa sunulan üründür. Pazardan alışveriş yapmak ayıp değil. Bence market ve manavlara göre pazardan daha taze meyve ve sebzeyi uygun fiyata alabiliyorsunuz. Ancak marketlerde de bazen pazardan ucuz olabiliyor. Markette ucuz olduğu bahsedilen ürün muhtemelen uzun süredir depoda beklemiş miadı dolacak olacağı için satışa sunulmuş olabilir. Özelikle semt pazarına yakın marketler o gün sebze ve meyve fiyatlarını indiriyorlar. İlla marketten alışveriş yaparım diyenler o günü seçerlerse menfaatlerine olur.
Sosyete Pazarları da mağazalara göre daha ucuz. Hem de kaliteli ürünler bulabiliyorsunuz.
Pazara çıkmadan önce evin ihtiyaçlarını belirlemeniz gerekiyor. Pazara eşiniz veya çocuğunuzla çıkıyorsanız, beraber bu işi daha kolay yapabilirsiniz. Önce buzdolabınızı, soğutucunuzu veya kilerinizin kapısını şöyle açıp bir bakın. Neler var neye ihtiyacınız var. Tespitiniz fazladan alışveriş yapmanızı kısıtlayacaktır.
Genelde meyve sebze için pazar alışverişleri haftalık yapılıyor. Hoş artık her evin arabası hemen hemen var, yakın semt pazarlarından da alışveriş yapılabiliyor artık. Yine de kendi semt pazarınız satıcıları tanımanız, tutum ve davranışlarına göre alış veriş yaptığınız pazarcıları belirlemenizde yarar var. Kendi semt pazarınızdan alışveriş yapıyorsanız bir pazar arabanız olsun.
Pazarda alışverişe başlamadan önce şöyle pazarı baştan sona gezin. Alacağınız malların özellikle fiyat ve kalitesine bakın. İkinci turda tespit ettiğiniz en kaliteli ve uygun fiyatlı olan satıcıdan alın.
Sebze ve meyve alışverişlerinde pazarlık olmuyor. Ancak diğer alışverişlerinizde mutlaka pazarlık yapın. Pazarlık yaparken utanmayın. Çünkü size yüksek fiyat çekerken satıcı utanmıyor. Hiç bir şey bilmiyorsan yarı fiyatını ver derler. Olmaz derse siz en son olacağını söyleyin deyiverin. Muhakkak ilk söylediğinden önemli bir miktar kırım yapacaktır.
Satın alacağınız miktardan fazlasını almayın. Fiyatı düşükte olsa çünkü araya gidecektir. İsraf olmasını başta önleyebilirsiniz. Her şeyi ihtiyacınız kadar alın. Malumunuz sebze ve meyve buzdolabı olsa bile uzun süreli saklanamıyor.
Sebze ve meyve pazarında mümkünse seçmenize izin veren satıcılardan alışveriş yapın. Böylelikle diğerleri de bir müddet sonra satış yapamayınca seçmenize izin vermeye başlayacaktır. Pazardan alışveriş yapanlar seçtiren satıcıdan almaya yönelin ve yakınlarınızı uyarın.
Aldığınız ürünün tartılırken dikkat edin. Tartıda hile yapan pazarcıyı tespit ettiğinizde yetkililere haber verin. Bu mümkün olmuyorsa yakınlarınızı o satıcıdan alışveriş yapmaması konusunda uyarın. Dahası yüzüne söyleyin ve bir daha o satıcıdan alışveriş yapmayın.
Genelde pazarcılar tezgâhın önüne iyi malları dizer tezgâhın arkası ise aynı değildir. Bu sebeple şöyle eğilip bir bakın önde dizili ile aynı ise alın. Satıcıyı uyarın dizili yerden vermesini isteyin.
Görünüşü çok güzel meyve veya sebze olabiliyor. Örneğin kayısı alıyorsunuz tadı yok, tuzu yok. Pişman oluyorsunuz. Bu sebeple satıcıya sorun. Gerekirse tadın. Mesela karpuzu, kavunu keser bir dilim tatmanız için verirler.
Pazarda olsa hormonlu ürünler belli oluyor. Mümkün olduğunca organik ürün almaya dikkat edin. Mevsiminde satılan ürünleri tercih edin.  Yeni çıkan ürünler pahalı olur, bir hafta sonra alabilirsiniz.
Bu yaz habergzt.com.'da yayınlanmış olupı 7895 defa okunmuştur .

ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİN PETROLE ETKİSİ

Her şeye rağmen yakın gelecekte petrol yakıtlı araçların pazar payının önemli bir kısmına elektrikli araç sektörü sahip olacak… İlk el...